:::: MENU ::::

Dış Ticarette Kullanılan Ödeme Yöntemleri

ihracat ödeme şekilleri

İhracat sürecinde yapılacak, kabul edilecek olan ödeme yöntemleri her zaman ihracatçıyı (özellikle başlangıç aşamasında olanları) sıkıntıya sokmuştur. Hangi ödeme yöntemi aslında neyi ifade eder, nelere dikkat edilmelidir derken insan kendini dış ticaret finansmanı uzmanı olmak zorundaymış gibi hisseder.

Bir çok konuda olduğu gibi, ihracatta kullanılacak ödeme şekilleri de pratikte pek kitaplarda olduğu gibi işlemiyor. Heryerde benzerini bulabileceğiniz genel anlatımlardan Dokuz Eylül Üniversitesi tarafından hazırlanmış olan yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

Benim size anlatacağım biraz daha ticaret sırasında kullanılan ve biraz daha basite indirgenmiş şekilleri olacak.

PEŞİN ÖDEME: Adındanda anlaşılacağı gibi, malları teslim etmeden önce ithalatçı parayı banka yolu ile öder, hesabınızda parayı görür ve ihracatçı olarak müşterinin malını gönderirsiniz. İhracatçı tarafından en güzel, ithalatçı açısından ise en riskli ödeme şekli.

Ancak, ben ihracat sırasında müşterilerinize peşin ödeme konusunda ısrarcı olmanızı tavsiye ediyorum. Şimdiye kadar edindiğim tecrübelere göre, müşterilerin tamamına yakını peşin ödeme yapmaya aslında hazır. Eğer o mala gerçekten ihtiyaçları varsa, fazla bir alternatif firma bulamıyorlarsa veya fiyatınız daha iyi ise size nakit ödeme yapmayı kabul edeceklerdir. Sadece sizin firmanıza güvenmeleri gerekiyor.

Baştan yapacağınız teklifleri hep %100 peşin olarak yapın. Veya üretime girmesi gereken bir malınız var ise, veya müşterinin tamamlaması gereken belgeleri var ise malını rezerve etmek için “%50 sipariş ile %50 gönderi öncesi” (bu oran toplam tutara ve size üretim için gereken nakit paraya göre %30-%70 %40-%60 gibi değişebilir tabii) şeklinde ödeme talep edebilirsiniz.

Israr etmenizi önermemde ki sebep şu;

Eğer ihracatını yapacağınız mal tutarı ve kar marjınız düşük ise, peşin ödeme dışında kabul ettiğiniz ödeme yöntemlerinde parayı alamama riskiniz her zaman var. Malı kaptırmasanız bile, ithalatçı size malı geri gönderebilir, o anki ekonomik durumu bozulduğundan türlü bahaneler uydurabilir, yani herşeyi yapabilir. Bu durumda siz ödeyeceğiniz iki kat nakliye masrafı, malı tekrar Türkiye’ye sokmak için yapacağınız gümrük masrafları ile başbaşa kalırsınız. Üç kuruş kar edeceğim derken, beş kuruş zarar ederseniz.

İhracatını yapacağınız malın tutarı ve karınız yüksek ve ilk bakışta müşterinin önce kaliteyi görmek istemesi size mantıklı geliyorsa, akreditif veya vesaik mukabili ödemeleri kabul etmek yerine;

1. SGS gibi uluslararası akredite olan denetleme firmaları ile çalışın. Çok zorluyorsa denetleme masraflarını da siz karşılayın. Eğer malınıza SGS garanti veriyorsa ve kalitesini onaylıyorsa, bir nevi kanunen onaylanmış gibidir. Çünkü SGS ve benzeri büyük kuruluşların raporları kanun niteliğinde sayılır neredeyse.

2. Müşteriyi veya şirketinden herhangi bir görevliyi yükleme öncesi Türkiye’ye davet edin. Uçak biletini, 2-3 günlük otel masrafını karşılayın ve kendisinden yükleme öncesi malı kontrol etmesini isteyin. Gelsin, malı kontrol etsin, görsün ve ödeme için şirketine talimat versin. Sizde hesabınızda parayı gördükten sonra kendisi ile beraber malı ihraç edebilirsiniz.

Bu iki çözüm yoluda gerçekten çok fazla kullanılan şekillerdir. Hem sizi ödeme riskinden kurtarır, hem de müşterinize uçak bileti vs göndererek kendisini davet ederek malınıza ne kadar güvendiğinizi göstermiş olursunuz.

 

AKREDITIF İLE ÖDEME (Letter of Credit): Kısaca L/C olarak belirtilen ödeme şekli, iki taraf açısından da kağıt üzerinde en güvenli şekil. Kağıt üzerinde diyorum, çünkü kendi içerisinde çeşitlerine göre farklı riskler bulundurabiliyor.

Özet olarak akreditif ile ödeme şu şekilde işler:

  • İthalatçı, ihracatçı firmaya akreditif dosyasının draftını gönderir. Şartlarda anlaşılırsa (termin süresi, evraklarda belirtilecek hususlar vs gibi) onaylayarak ithalatçıdan akreditifi açmasını ister.
  • İthalatçı kendi bankasına akreditif açılması için talimat verir.
  • İhracatçının bankası ile ithalatçının bankası arasında anlaşma yok ise, aradaki banka aracılığı ile (correspondent bank -bir çok durumda normal para transferlerinde de yer alır) veya direkt olarak sizin bankanıza akreditif açıldığına dair haber gelir.
  • İhracatçı göndereceği malı hazırlar, ihraç eder ve gerekli olan evrakları kendi bankasına gönderir.
  • Mal ithalatçı gümrüğüne ulaştığında ithalatçının bankası tarafından evraklar kontrol edilir ve herhangi bir sorun yok ise ödemenizi kendi bankanızdan alırsınız.
  • Burada güvenli olan, siz ancak anlaşılan şartlarda malı temin ederseniz parayı alırsınız, ve ithalatçıda parayı ancak mal sağlamsa ödemiş olacaktır. Kafasına göre malı almak istemiyorum vazgeçtim diyemez, çünkü bankalar tarafından ihracatçının alacağı garanti altındadır.
  • Benim bu anlattığım Geri Dönülemez Akreditif (Irrevocable Letter of Credit) için geçerli tbaii. Ancak bu akreditifin öyle şekilleri var ki, neredeyse Mal Mukabili Ödeme veya Vesaik Mukabili Ödemeden hiçbir farkı yok.

    Çok detaylı evraklar doldurmak zorunda kalacağınızdan, Türk bankalarının çoğunda detaylar tam olarak iyi bir şekilde bilinmediğinden ve çok ufak bir şeyden dolayı bile rezerv yeme (örneğin hava şartlarından dolayı, malınız karşı tarafa evraklarda belirtilen süreden 2 gün geç ulaştı) ihtimaliniz olduğundan akreditif zorunda kalınmadıkça kabul etmenizi önermeyeceğim bir ödeme şekli.

    Evet, bir çok kitapta, belgede her iki taraf için de en güvenli yöntem olarak belirtilir, ancak ben buna kesinlikle katılmıyorum. Belki ihracat departmanı olan, ihracat konusunda profesyönelleşmiş büyük firmalar için bu doğru olabilir ama dış ticarete yeni başlayan firmalar için kesinlikle geçerli değil.

    En güvenli akreditif olan, Görüldüğünde ödemeli Dönülemez Teyitli Akreditif (Irrevocable L/C at sight) şekli ile satış yapabilirsiniz. Müşteri kesinlikle bunda ısrar ediyorsa ve sizde malınıza ve termin şekillerinize güveniyorsanız müşteriyi kaçırmayın tabii. Bundan çok fazla kaçınmakta ithalatçıya “Neden böyle sağlıklı bir yöntemden korkuyor?” diye düşündürtebilir. Ama yine de önce peşin ödeme kısmında anlattığım teklifleri yapın.

    Akreditifte malınızın karşılığını alamadan parayı kaptırmanız gibi şeyler olmaz (Nijerya, Senegal gibi Afrika ülkeleri ile çalışmadığınız sürece!), ancak sizi uğraştırabilir, en kötü malınız geri gelir.

    VESAİK MUKABİLİ ÖDEME (Cash Agains Documents): İhracatçının malı ihraç ettikten sonra ithalatçının kendi gümrüğünden malı alabilmesi için gereken evrakları mal beraberinde göndermeyerek bankasına vermesi ve belgelerin ancak ithalatçının ödemeyi yapması sonrası teslim edilmesi vesaik mukabili ödemedir.

    Burada ihracatçı tarafından riskli olan konu, ithalatçının malı kabul etmeyerek (belli bir sebepten dolayı veya tamamen keyfi de olabilir) ödeme yapmama ihtimali. Ya da bazı kötü niyetli ithalatçılar çeşitli bahaneler bularak gönderdiğiniz malda %50’ye varan indirimler yapmanızı talep edebilir.

    ABD’ye bir konteynır mal gönderdiğinizi düşünün. Yaptığınız ihracat masrafı, nakliye masrafı yaptığınızı artı 30-40 gün malın ulaşmasını beklediğinizi varsayalım. Tam ödeme beklerken müşteri o an malı almaktan vazgeçti ve malı geri çevirdi. Veya gelen mala baktı, saçma sapan bir bahane buldu. Bu malın ambalajı neden benim istediğim kalınlıkta değil gibi bir bahane ile ancak indirim yaparsan malı alırım dedi.

    Tekrar katlanmak durumunda kalacağınız malın geri dönüş masrafı, Türkiye gümrük masrafı (eğer başka bir müşteriye yönlendiremiyorsanız) ve bekleyeceğiniz ilave 30-40 günü hesaba katarsanız, müşteriye indirim yapmak durumunda kalacaksınız. Yani ithalatçı resmen sizi köşeye sıkıştırmış oluyor.

    Böyle bir şeyden kaçınmak için, vesaik mukabili ödemelerde kesinlikle önden kapora talep edin. Malı kabul etmemesi halinde edebileceğiniz muhtemel zararı hesaplayarak mal bedelinin %30-50 arası bri kısmını önden talep edin.

    Vesaik mukabili ödeme ile ilgili bir diğer husus ise, güncel ticaret işlemlerinde bu iş her zaman arada banka kullanılarak yapılmaz. Hatta bir çok sefer banka hiç karıştırılmaz.

    Genel olarak vesaik mukabili ödeme kullanılma şekli şöyledir; İhracatçı olarak kaporanızı alır, malı yüklersiniz ve karşı tarafa konşimento vesaire gibi malı çekmesi için gereken evrakları göndermezsiniz. Evrakların kopyasını eposta – faks yolu ile malı yüklediğinize kanıt olarak ithalatçıya gönderirsiniz. Müşteri mal ulaştığında (veya anlaşmanıza bağlı olarak mal ulaşmadan) size geri kalan bakiyeyi öder, siz de evrakları kendisine kargolarsınız.

    MAL MUKABİLİ ÖDEME (Cash Against Goods): Ne yazık ki bir çok firmanın müşteriyi kaçırmamak için kabul ettiği ancak ihracatçı açısından çok riskli olan ödeme şekli. Yurtiçinde yapılan ticarette bile açık hesap mal göndermekten çekinirken, yurtdışında yer alan, ülkemiz yasalarından bağımsız yasalara tabi olan bir firmaya mal mukabili mal göndermek, malınızı çöpe atmakla neredeyse aynı şey.

    Müşterinizle uzun yıllara dayanan bir iş ilişkiniz yok ise (hatta bana göre böyle bile olsa) kesinlikle tavsiye etmeyeceğim bir yöntem. Müşteri malınızı ödemeyebilir, ödeyene kadar binbir dereden su getirebilir, siz o sırada nakit akışınızda yaşayacağınız sıkıntılar sebebi ile havlu atmak durumunda bile kalabilirsiniz.

    Umuyorum ki dış ticarette kullanılan ödeme şekilleri ile ilgili kafanızda yer alan sorular bir nebze olsun gitmiştir. Ödeme sürecinde kendi yaşadığınız sorunlar, deneyimleriniz için lütfen yorumlarınızı yazın.

     

     


    7 Yorum

    • Reply A. Cem YUCE |

      Burak Bey, bu sektorde yeni birisi olarak, yazilariniz gercekten de rehber niteliginde.Yazinizda da belirttiginiz gibi bu husus yeni baslayanlar icin adeta kabus :)
      Gercekten sade bir dilde,anlasilir ve aciklayici bir yazi olmus.
      Bir sonraki yazinizi sabirsizlikla bekliyorum.
      Emeginize saglik.

    • Reply TAYLA DEMİROK |

      Çok faydalı ve anlaşılması kolay bilgiler bizlerle paylaştığınız için çok teşekkür ederim.

    • Reply Cagdas kılıc |

      Valla tebrık ederım, basıt ,kısa,öz ve bılgı dolu notlar, hayran kaldım calısmalarınıza, devamını beklıyorum.saygılar

    • Reply Nazif Değirmenci |

      Burak Bey Merhaba,

      Yazılarınızı oldukça faydalı buluyorum. Böyle bir çalışma yaparak birçok kişiye yardımcı olduğunuz için teşekkür ederim.

      Ancak akreditif konusunda parayı alamama gibi bir sorun olduğundan bahsetmişsiniz. Bildiğim kadarıyla arada banka olduğu sürece ihracatçının ödemesi garanti altındadır.

      “Akreditifte malınızın karşılığını alamadan parayı kaptırmanız gibi şeyler olmaz (Nijerya, Senegal gibi Afrika ülkeleri ile çalışmadığınız sürece!), ancak sizi uğraştırabilir, en kötü malınız geri gelir.”

      Burda bahsettiğiniz konuyu biraz açabilir misiniz?

      • Reply Burak Bardakci |

        Nazif Bey merhaba,

        Dediginiz dogru, akreditifte banka garantisi var, ancak burada bahsettigimiz gelismemis ve tehlikeli pazarlar. Yani orada bankada tanidigi olan, devletle yakinligi olan vs birileri pekala bankadan evraklari alabilir. Orada bulunan bankanin guvenirligi tam bir muamma olabiliyor cunku.

        Bahsettigim buydu. Tabii illa boyle olacak diye birsey yok ancak bunlarin yasanma ihtimali oldugu da bir gercek.

    • Reply Annie Shaffer |

      Şayet ihracatçı iseniz ve %100 TT ödeme ile çalışabiliyorsanız sıfır riskli çalışıyorsunuzdur. Ancak ithalatçı iseniz işiniz biraz daha zor çünkü gelen malın ne olacağını hatta gelip gelmeyeceği gibi tüm riskler sizin üzerinizde.

    Yorum Yaz