Yanlış Bilinen 5 Girişimcilik Efsanesi

Okuyucuya not: 2 ayı geçen bir süredir yeni yazı yazma fırsatı bulamadım. Başlarda yaz rehavetiyle başlayıp sonraları işlerin yoğunlaşması gibi bir çok bahane ile aklımda yazacak bir çok konu olmasına rağmen bir türlü vakit olmadı. Bu süre içinde yazıların neden durduğunu soran, beğenilerini belirten herkese çok teşekkür ederim. Bundan sonra daha sık yazmaya çalışacağım, söz.

İşinizden ayrılıp kendi işinizi kurmanız için size cesaret verecek bir yazı bekliyorsanız öncelikle bu yazının size göre olmadığını söylemeliyim.

Kendi işinizin sahibi olmak, bazı şeyleri değiştirebilmenin elinizde olması ve hayallerinizi gerçeğe dönüştürme fırsatınızın olması gerçekten harika bir duygu, ancak herkese uygun olmadığı da bir gerçek.

Biraz gerçekçi (ve baştan hazırlıklı olmanız için biraz da karamsar) bir bakış açısıyla girişimcilik / kendi işinizin sahibi olma konusunda yanlış bilinen, efsane olmuş bir kaç noktaya değinmek istiyorum. Bu yazının sonunda bazı kişiler bu işin kendilerine uygun olmadığını farkederken, bazıları çok daha fazla heveslenecektir diye düşünüyorum aslında.

1) İnanılmaz derecede başarılı ve zengin olacaksın. Kusura bakmayın ama bunun bir garantisi ne yazık ki yok hatta düşük bir ihtimal bile diyebiliriz. ABD’de yapılan bir çok araştırma gösteriyor ki, yeni kurulan şirketlerin yarısı 5 seneyi göremeden havlu atıyor, 10 seneyi görebilenlerin oranı ise %35. Yani herkes başarı ve büyük paralar kazanma amacıyla başlıyor ancak bu kadar kolay olmadığını görüp bu sevdadan vazgeçenlerin oranı oldukça yüksek. Aşağıdaki tabloda bunu daha net görebilirsiniz.

yeni kurulan şirketlerin başarı oranı
Yeni kurulan şirketlerin ilk 10 yılda başarı oranları

Tabii ben kurduğunuz işin başarısız olacağını söylemiyorum, sadece işlerin dışarıdan göründüğü kadar kolay olmadığını anlamak ve buna göre gerçekçi bir yol haritası çizmek (ve beklentiye girmek) gerek. Bu konuda ki en büyük tavsiyem bir işe başlarken “büyük paralar kazanmak” ana motivasyonunuz olmasın, çünkü bu şekilde motivasyonunuzu kısa sürede tamamen kaybedebilirsiniz.

2) Girişimciysen, kendi işinin sahibiysen çok rahat, esnek mesai saatlerine sahip olursun.Günde bir kaç saat çalışırlar, istedikleri zaman gelir istedikleri zaman giderler, biz sabah 9’da gelip akşam 5’e kadar durmadan çalışıyoruz” gibi düşüncelere sahip olabilirsiniz. Bu düşünceleri kafanızdan tamamen atın. Kendi işinizin sahibi olduğunuzda nefes alacak vaktiniz kalmayacak, işten erken çıksanız bile dışarıdan yine işnizi takip etmek, her an işle ilgili bir şeyler düşünmek zorunda kalacaksınız. Elinizde olmadan farklı bir şey düşünemeyeceksiniz zaten. Kimsenin sizin işinizi sizin gibi takip etmeyeceğini ve önemsemeyeceğini bilmek (özellikle ilk bir kaç yıl, işinizi oturtana kadar) sürekli içinizi kemirecek ve sizi rahat bırakmayacak.

3) Girişimci istediği zaman tatile gider, kimseye hesap vermez. Özellikle yaz ayları ve tatil zamanı geldiği zaman duyduğum, yukarıdakine benzer bir hususta bu. Tabii ki kimseye hesap vermeden istediğiniz zaman tatil yapabilirsiniz, 1 hafta izin kullanmak için bir seneyi doldurmak zorunda değilsinizdir ve kimseden izin de almazsınız. Ancak, tatildeyken bile çalışmak zorunda kalacağınızı unutmayın.

Kendimden biliyorum, çevrenizde insanlar bir yandan size özenirken bir yandan da akşamın bir saati bile cep telefonunuza ve bilgisayarınıza yapışık yaşadığınız için size garip garip bakarlar, hatta bazıları yeter artık diye kızarken bazıları da elinizdeki teknolojik aletlere yapışık yaşadığınız için sizinle dalga geçerler. Böyle zamanlarda, “yurtdışında bir müşteri yakalamaya çalışıyorum, Amerika’da şu kadar saat farkı var, çok önemli bir belge hazırlayıp göndermem gerek” vesaire diyerek açıklama yapmak istersiniz ancak anlatmaya çalışsanız bile bir çok zaman sadece size boş gözlerle baktıklarını görürsünüz.,

Çünkü özel veya kamu şirketinde çalışan bir kişi, mesaisi bittikten sonra dünya tersine dönse “banane ya ben mi kurtaracağım şirketi” diyerek işle ilgili bütün bağlantısını keser (bkz: istisnalar kaideyi bozmaz). Sizin ise böyle birşey deme, düşünme şansınız olmaz. Çünkü zorlu bir durumda kaybedeceğiniz sizin prestijiniz, sizin paranız olacaktır.

Yukarıda yer alan birbirine benzer 2. ve 3. maddeyi toparlamak gerekirse, kendi işinizi kurmanız demek işleri yoluna kurana kadar, belli bir sistem oturtana kadar 7/24 çalışmanız demektir. Tatilde, gittiğiniz kafede, yolda heryerde. Bunun için daha rahat çalışma saatlerine sahip olacağınızı, istediğiniz zaman tatile gidip kafa dinleyeceğinizi hayal ederek kendi işinizi kurmayı düşünmek sizi daha sonra hayal kırıklığına uğratacaktır.

4) Girişimci kimsenin ağız kokusunu çekmez. Sonuçta patronsunuz değil mi? Hayır değil. İnsanlarla en çok kendi işinizin sahibi olduğunuzda uğraşır, tabiri caizse ağız kokularını çekersiniz. 9-5 çalışan bir kişi olarak görevinize bağlı olarak ya sadece müşterilerle uğraşırsınız, ya müdürünüzle ya da görevinizin bağlı olduğu kişilerle. Ancak şirket sahibi olduğunuzda müşteriler ile ayrı, çalışanlar ile ayrı, tedarikçiniz ile ayrı, firmanızın bağlantıda olduğu kim varsa hepsi ile ayrı ayrı uğraşmak durumunda kalırsınız. Çünkü hepsi sonuçta sizi bağlar, hiçbirine ilgilenmiyorum benim konum değil diyemezsiniz.

5) Herkes sizin işinize özenir. Tahmin ediyorum bu çoğu zaman insanlar kendi işlerinden memnun olmadığı için olan birşey. İşyeriniz uzaktaysa, “sen en azından kendi işine gidiyorsun“, işyerinde bir sorun varsa “sen en azından benim gibi gıcık bir müdürle uğraşmıyorsun“, toplantıya gidiyorsan “ben her hafta bir sürü gereksiz toplantıya katılıyorum, anlamsız raporlar hazırlıyorum” gibi laflar duymak mümkün. Bu gibi durumlarda serzenişte bulunan kişilere, günde en fazla 3-4 saat uyku uyuyarak 5 gün boyunca günde yaklaşık 18 saat mesaiyle kendi işlerini takas etmeyi teklif edin. Birden herkesin nasıl sus pus olacağını göreceksiniz. :)

Sonuç olarak girişimcilik veya kendi işinizi kurmak dışarıdan gözüktüğü gibi kolay ve her zaman eğlenceli bir iş değil. Ben kendi işimi kurmadan önce bunlarla karşılacağımı biliyor muydum, hayır. Ama herşeye rağmen, belki bir sonraki milyar dolarlık şirketi kuramayacak olsam da veya aşırı yoğun çalışmak durumunda kalsam da kendi işimin başında olmayı hiçbir şey ile değişmem. Umuyorum siz de bu konuları göz önünde bulundurduktan ve gerçekçi bir değerlendirme yaptıktan sonra vazgeçmeyi düşünmez ve hayallerinizin peşinden gidersiniz.

 

Yayınlayan

Burak Bardakci

http://twitter.com/burakbardakci

“Yanlış Bilinen 5 Girişimcilik Efsanesi” üzerine 9 yorum

  1. Güzel bir yazı olmuş .
    Burada belirttiğiniz tüm maddelere katıldığını söylemek isterim .

    1. Bilgilendirici bir yazi kesinlikle.girisimciligin basinda birisi olarak goruslerinizi paylasiyorum.

  2. Uzun bir aradan sonra güzel bir konuyla dönüş yaptınız teşekkürler, devamını bekliyoruz…

  3. Olaganustu gercekci tespitleriniz icin tebrik ediyorum; bu arada bu tespitlerinizin ulusal degil de (ilk yillarini yasayan firmalar icin) evrensel oldugunu belirtirim.

  4. Amatör ruhu nasıl da nokta atışlarınızla vuruyorsunuz bir bilseniz :) çok teşekkür ederim, blogunuzun her harfini heyecanla, ilgiyle okuyorum. Takipçiniz şimdilik 1 kişi arttı, ama daha da artacak emin olun Burak Bey…

  5. Diğerleri gibi yine üzel bir yazı, birçok tespitin birarada toparlanmış oluşu oldukça iyi, teşekkür ederim. bende takibçiniz oldum.

  6. Bugünden itibaren bende sizi takip ediyorum..
    Daha önce karşılaşsaydık tavsiye ve yönlendirmelerinize uyar, bir yıl önce kurmuş olduğum aracılık firmamı kapatmamış olurdum..
    Sizi okudukca tekrar iş yapma isteğim depreşmeye başladı … :-))) Hadi hayırlısı..

Bir Cevap Yazın